İnsülinden Kurtuldum ! Peki Ya Sonrası

Şeker (diyabet) hastalığı öldürücü bir hastalıktır. Körlük, kalp krizi, ayakların kesilmesi ve böbrek yetmezliği gibi bir çok riskli durumu vardır. Eğer doktorunuzun size uyguladığı tedavileri aksatmadan yerine getirirseniz bunların hiç biri olmadan sağlıklı ve uzun bir yaşam sürebilirsiniz. Peki nedir bu diyabet ?

Vücudumuzda pankreas salgı bezinin yeterli miktar da insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumun da gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Bir kişinin diyabet olup olmadığı açlık kan şekeri ölçümü veya oral glikoz tolerans testi yapılarak ortaya çıkar. Açlık kan şekeri ölçümü 95-120 mg/dl olması gizli şeker sinyali de olabilir. Açlık kan şekeri ölçümü sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabetin varlığını göstermektedir. Oral glikoz tolerans testi sonrası glikozdan zengin sıvı aldıktan 2 saat sonraki kan şekeri değeri önemlidir.

3 ay önce bana da tip 1 diyabet teşhisi konulmuştu. Tip 1 diyabeti genelde bebeklik ve ergenlik dönemlerinde oluşabilen bir hastalıktır. Bir anda ortaya çıkabilir. Tedavide mutlaka insülin gereklidir. Bana da teşhis konulduktan sonra, direk insülin ile tedaviye başlamıştım. Şeker teşhisi konulduğu gün hemen diyete başladım. Pek çok insan için diyete başlama kararı almak zordur. Bu kararı sürdürebilmek daha da zordur. Hayatınızda bazı küçük değişikliklerle bu süreci daha kolay hale getirebilirsiniz. Ben hem sağlığım için hemde doktorun tavsiyesi üzerine diyete başladım. Şu anda çok çok iyiyim. Unutmayın her şey tek bir adımla başlar.

Kasım ayında 76 kiloydum. Şimdi ise 67.7 kiloyum. Sadece diyetime ve sporuma özen göstererek yaklaşık 4 ayda 8,3 kilo verdim, bu gayet iyi bir sonuç.

Aksaray Üniversitesi Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesin’de ölçülen ilk şeker değerlerim HbA1C 7  – Şeker 137 çıkmıştı. Sonrasında beni Konya’ya, Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi’ne yönlendirdiler. Fakat orada Aksaray’da ki doktorun istediği tahliller yapılmıyormuş. Sonrasında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gittim. Orada tahliller yapılıyormuş Allahtan. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yapılan testlerden sonra şeker değerim HbA1C 6.9 – Şeker 133 çıktı. Aksaray’a geldiğimde Konya’da ki sonuçları burada ki doktora gösterdim ve benden tekrar tahliller yaptırmamı istedi. Sonuç da pek fark yoktu HbA1C 7  – Şeker 127 çıkmıştı.

Velhasıl kelam 3 ay sonra kontrol için Konya’ya tekrar gittim ve benim doktorum uzman olup görev yerini değiştirmişti, haliyle üzüldüm biraz. Ama sağ olsun sekreter hanım beni yine bayan doktora yönlendirmişti. Yeni doktorum benden tekrar tahliller istedi. Sonuç HbA1C 6.9 – Şeker 117 çıkmıştı. Şeker de baya bir düşüş olmuştu fakat HbA1C (glikoza bağlanmış hemoglobin) değerim yine aynıydı.

Gelelim asıl konuya. Sonuçlarımın geneli negatifti. Doktorum sonuçlarımı aldı ve hocasına göstermeye gitmişti. Geldiğinde ise o beklediğim cümleyi kurmuştu, artık insülin kullanmayacaksın. O an dünyalar benim oldu. Ama cümlesini bitirmemişti. 3 ay boyunca insülin yerine hap tedavisi ile devam edeceksin dedi. Şekerim düşük ama HbA1C (glikoza bağlanmış hemoglobin) değerim aynı olduğu için tam teşhis koyamadıklarını 3 ay hapı kullandıktan sonra ki kontrol de net bir teşhis konulacağını söyledi.

3 ay da olsa insülin’den kurtulduğuma çok sevindim. Çünkü çok strese giriyordum, iğneyi yapacağım zaman korku oluyordu, bazen etin sert yerine iğneyi yapıp kendi canımı yakıyordum. Hap kullanmam benim için daha iyi oldu diyebilirim. Bu 3 ay içerisinde ne yapıp ne edip sağlığımı daha da kontrol altına alıp, insüline tekrar dan başlamak istemiyorum. Olay bundan ibaret.

Benim daha da iyi olmam için, sizin güzel, motive edici yorumlarınızı bekliyorum. Uzun bir yazı oldu ama detaylı bir şekilde belirtmek istedim. Hatalı cümlelerim, kelimelerim illa ki olmuştur, sürç-i lisan ettiysem affola.