Eski Bir Bayram

Merhaba sevgili ve çok değerli okuyucularımız,

Öncelikle  hepinizin Ramazan Bayramı mübarek olsun. Rabbim hepinize nice güzel, sevdiklerinizle daha uzun bayramlar yaşatmayı nasip etsin. Güzel başlamak istedim. Çünkü bugün size biraz bayramdan bahsetmek istiyorum.

Sizce  “Bayram” nedir? Bence bayram, hani şu çok sevdiğimiz dedelerimiz ve ninelerimizin bahsettiği o güzel günlerdi. Sahi şuan hangimiz o eskisi kadar heyecanımızı yaşıyoruz. Küçükken nasılda mutlu olurduk bayram lafını duyunca. Hepimizin aklında hemen hemen bu bayramda en güzel ben olmalıyım diye düşüncelerimiz  mutlaka olmuştur. Neden olmasın ki, hepimiz daha küçüktük.

Anne-babalarımız bizleri bir gün önce, iki gün önce alır götürürdü. “İstediğini seç bakalım, bayramlığın olacak.” diye. Sahi o mağazalara gittik mi, bakmayın mağaza dediğime, eskiden o mağazalar butik tarzı olur ya da pazarda olurdu. Ama en kalitesi, en güzeli hep bizim olurdu. Oradan oraya koşturur ve en sonunda kendimize yakışan kıyafeti bulurduk ve aldırırdık. Aldık mı da öyle hemen dolaba konmazdı, güzelce yıkanır ve ütülenirdi. En güzel yeri de bu değil miydi, ütülendikten sonra yanı başımızda sabaha kadar durması.

Hepimiz muhakkak yapmışızdır. Evde herkes uyurken en erken kalkan biz olur, yanımızda duran bayramlıklarımızı giyerdik. Sonra da hemen evdekileri kaldırır “Kalkın, bugün bayram.”diyerek bağırırdık. Hatta Barış abimiz bile şarkısını yapmamış mıydı, “Bugün bayram erken kalkın çocuklar, giyinin en güzel giysinizi…”

Aaa durun daha bitmedi. Asıl güzel yanı şimdi geliyor. Çocuk olduğumuz için elimize verilen bayram harçlıkları ve çeşit çeşit şekerler. Bayramın en güzel yanıydı bunlar. Bir çoğumuz hatta hemen hemen hepiniz bayram harçlıklarını toplar en çok kim topladı diye ya kuzenleriniz ile ya da arkadaşlarınız ile yarış yapardınız. Evet evet bende yaptım. 🙂

Bakmayın şimdi hepimizin büyüdüğüne. Hala hepimizin içinde gizli de olsa birer çocuk yatıyor. Ben bayramı bu şekilde gördüm akrabalarla bir araya gelerek, misafirliklere giderek veyahut misafirler evlerimize gelerek. Bayram demek hep bir arada olmak demekti. Ne kadar uzak olursak olalım yine de yan yana olabilmek demekti. Şimdi ki bayramların tadı tuzu yok denmesi bu yüzden işte. Kimse kimseyi tanımıyor etmiyor. Kimse kimseye gitmiyor.

Neyse demem o ki, umarım daha güzel bayramlarımız olur. Çünkü içimizdeki çocuklar hala bir yerlerde o bayramları bekliyor. O bayramların erkenden gelmesi dileğiyle.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir