Gündem

Sanat Uğruna Mahvolan Hayatlar

Ülkede ne zaman birisi vefat etse değeri öldükten sonra anlaşılıyor. Bir süre sonra da unutulup gidiyor. Hâlâ şunu öğrenmiş değiliz. İyi insanlar, öldükten sonra değeri anlaşılır bu hep böyle olmuştur. İyi veya kötü orası tartışılır kimse dört dörtlük değildir. İnsan yaşadığı dönemde bir şeyler yapmaya çalışır ama itilip kakılır. Değer görmez, kimsenin umurunda dahi olmaz. Ama o ölüm haberi geldikten sonra herkes ah vah çeker durur. Çünkü, insan değeri şu an yaşadığımız yüzyılda ancak anlaşıldı.

Şimdide aynı sorun büyük üstat Neşet Ertaş’da.

Neşet Baba’ya Saygısızlık

Neşet Ertaş Kitabı” yazarı Bayram Bilge Tokel, 1998 yılında Neşet Ertaş ile birlikte TRT adına “Bozkırın Tezenesi” belgeselini çekmek için Almanya giderler. Neşet Ertaş gönülsüz olduğu için günlerce çekime başlayamazlar. Bayram Bilge Tokel sonunda Neşet Ertaş ile konuşup, yapılacak işin film olmadığını belgesel olduğunu anlatarak ikna etmiştir.

Düşünün 3 bölümlük belgesele bile gönülsüz yaklaşık zar zor ikna olan büyük üstat filminin çekilmesini asla ve asla istemedi. Yaşarken film teklifi götürdüklerinden kabul etmedi. Vasiyet bıraktı, vefat ettikten sonra bile filminin çekilmesine razı değildi. Bu duruma ailesi bile karşı iken geldiler, Garip Bülbül Neşet Ertaş adı altında film yapacaklarını duyurdular.


Komik olan şey ise, filmin yapımcısı 6 yıldır bunun üzerinde çalışıyormuş. Evet bence gözünü para hırsı, şöhret hırsı ve yükselme hırsı bürüyen birileri için gün doğmuş demektir. Vasiyetin ne olduğundan bi’ haberler. Yapımcı Neşet Ertaş’ın ailesiyle irtibat kurmak için birkaç yıl uğraşmış, ama hiç bir şekilde sonuç alamamışlar. Yani Kırşehir’e gidip Neşet Baba’nın evini sorsanız 10 yaşındaki çocuk bile söyler diye tahmin ediyorum. Kimsenin kalbini kırmadan, rızasını, gönlünü alarak bir film yapmak istiyoruz diyorlar eyvallah ama Neşet Baba’nın ailesi bunu kabul etmemesine rağmen işe koyuluyorlar. Yine yeniden sanat uğruna kocaman büyük bir yanlış yapılıyor.

Tüm açıklamayı yayınlamak istemeğim için sadece Neşet Baba’nın ailesinin şu açıklamalarını yayınlamak istiyorum.

“Çekilmesi olası bir filmde isimlerimizin veya hayatımızdan kesitlerin herhangi bir şekil ve şartta yer verilmesine izin ve onayımız yoktur. Yapılmakta olduğunu öğrendiğimiz film çalışmasının telif haklarıyla ilgili yasa ve yönetmelikler başta olmak üzere ilgili mevzuata tamamen aykırı olduğu açıkça ortadadır. İlgili film yapımcısı kişi, kişiler ve firmalara noter vasıtasıyla gerekli ihtarnameler gönderilmiştir. Gelişmelere göre gerekli tüm yasal ve hukuki adımlar atılacaktır.”


Garip Bülbül Neşet Ertaş Fragmanı Hakkında Kişisel Yorumum

İlk haberi gördüğüm zaman ne sevinebildim nede üzülebildim. Değişik bir duygu karmaşası içerisindeydim. O ruhu, o sazın telini hissedip vuracak kim vardı? O yüksek sese kim çıkabilecekti. Onca yaşanmışlığı 2 saatlik bir filme nasıl sığdıracaklar diye düşündüm durdum. Aklıma hiçbir şey gelmedi sadece tebessüm edebildim.

Filmden sonra şimdi herkes Neşet’çi olacak değil mi? Hayranlık hat safhada olacak. Türküleri Instagram’da hikayelerde paylaşılacak. Reels videoları falan çekecekler. Hatta rezil rüsva olan Tiktok’a bile içerik üretip paylaşacaklar eminim. Türkülerine remix yapıp eğlenecekler. Gerçi yaptılar onu ama neyse. Oraya girmek istemiyorum.

Fragmanı izledikten sonra dedim eyvah. Affedersiniz ama bok gibi bir iş ortaya çıkarmışsınız. Saçma sapan bir fragman olmuş. İlk girişte Bektaş Dolu güzel çalmış söylemiş eyvallah sesine eline sağlık. Ama Allah affetsin, gençliğinden sonra ki gelen Ramazan Bağgül’ün sahnesi rezalet be. Kimdir necidir tanınmaz edilmez, bir başarısı bir çıkardığı güzel bir iş var mıdır acep?

Saygısızlık olmasın, ceketimi çıkartabilir miyim kısmını ve bizi deyip geldiğiniz yollarda yüzüm var, ayaklarınızın turab-ı, gönüllerinizin hızmatçısıyım (hizmetçisiyim) efendim kısmını bir fragmanda ki bölümden dinleyin, bir de Neşet Baba’dan dinleyin.

Bektaş Dolu, Neşet Babanın gençlik dönemini, Ramazan Bağgül ise Almanya’dan Türkiye’ye kadar olan dönemini oynayacakmış. Bektaş Dolu’yu bilirim kendisini severim, sazını türkülerini dinlerim iyi çocuktur. Ama Ramazan Bağgül kimdir necidir ismini bir kere bile duymuş değilim. Abdal geleneğinin son temsilcilerinden diyorlar ama kayıtlarda öyle bir bilgi yok. Herkesin bildiği ABDALLIK GELENEĞİNİN son temsilcisi Neşet Ertaş’tır. Yanlışsam düzeltin eğer, sonradan bildiğim gördüğüm öğrendiğim kadarıyla genç abdal olarak son temsilci Ali Şahindir. Bir çok kez bunu görmüştüm ama wikipedia kaynaklarında maalesef bulamadım.

Film hakkında şuan hiç bir şey düşünemiyorum. Film çıkınca izler miyim izlemez miyim bilemiyorum ama sırf merakımdan ötürü izlerim gibime geliyor. Türküler playback mi olacak yoksa oyuncular kendimi çalıp söyleyecek orası muamma. Ramazan Bağgül’ün sahnesini izlerken resmen utandım, bitsin diye bekledim.

Hatalı cümlelerim, kelimelerim illa ki olmuştur, kendi şahsi fikrimi beyan ettim sürç-i lisan ettiysem affola. Eyvallah.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir