Selamlar sevgili dostlar!
Özellikle 70’li, 80’li, 90’lı yıllarda ve 2000’li yılların başında çocukluğunu yaşayanlar… Bu yazı biraz sizin için.
Aslında bu satırları yazarken kendimi yıllar öncesine gitmiş gibi hissediyorum. Aradan uzun bir zaman geçti ama bazı anılar var ki ne kadar büyürsek büyüyelim ilk günkü sıcaklığını korumaya devam ediyor.
Yaklaşık dört yıl sonra yeniden bir nostalji yazısıyla karşınızdayım.
Bu yazıyı hazırlarken kendi kendime “Acaba gerçekten nostalji mi yazıyorum, yoksa çocukluğumu yeniden mi yaşıyorum?” diye düşündüm.
Sanırım ikisi de.
Çünkü bazen tek bir çizgi film müziği, eski bir karakter ya da unutulmaya yüz tutmuş bir sahne bile insanı yıllar öncesine götürmeye yetiyor.
Çocukluğumuz Teknolojiyle Değil, Hayal Gücümüzle Güzeldi
Bugünün çocukları çok şanslı.
Akıllı telefonlar…
Tabletler…
Oyun konsolları…
Yapay zekâ…
Yüksek çözünürlüklü animasyonlar… Her şey parmaklarının ucunda. Bizim çocukluğumuz ise çok farklıydı. Evde internet yoktu. Akıllı telefon diye bir kavram hayatımıza henüz girmemişti.
PlayStation herkesin evinde bulunan bir cihaz değildi. Bilgisayar sahibi olmak bile birçok aile için lüks sayılıyordu. Ama buna rağmen çocukluğumuz hiç de eksik değildi. Çünkü bizi mutlu eden şeyler çok daha basitti. Babamızın tuşlu telefonundaki Yılan (Snake) oyunu bile saatlerce eğlenmemize yetiyordu. Biraz daha şanslıysak Tetris oynardık. Atari kasetlerini değiştirerek arkadaşlarımızla yarışırdık. Sanal bebeklerimize gözümüz gibi bakardık.
Ve elbette… Her sabah erkenden uyanmamızın en büyük nedeni çizgi filmlerdi.
Sabahları Erken Kalkmamın Tek Sebebi Çizgi Filmlerdi
Çocukken hafta sonları erken kalkmak benim için hiç zor değildi. Çünkü televizyon ekranında beni bekleyen birbirinden güzel çizgi filmler vardı. Hatırlıyorum da… Bir bölüm bittiğinde içimi garip bir hüzün kaplardı.
Kendi kendime;
“Keşke hemen yarın sabah olsa da yeni bölümü izlesem.”
derdum.
O yıllarda çizgi filmler yalnızca çocuklara hitap etmiyordu. Anne babalarımız bile bazen bizimle birlikte oturup izliyordu. Belki de bu yüzden çocukluğumuzun ortak dili çizgi filmlerdi.
Warner Bros. Karakterleri Çocukluğumuzun Vazgeçilmezleriydi
Çocukluğuma damga vuran yapımların başında hiç şüphesiz Warner Bros. karakterleri geliyor.
Bugün bile isimlerini duyduğum anda yüzümde istemsiz bir tebessüm oluşuyor.
En çok izlediğim karakterlerden bazıları şunlardı:
- Tom ve Jerry
- Bugs Bunny
- Daffy Duck
- Scooby-Doo
- Sylvester ve Tweety
- Marvin the Martian (Marslı Marvin)
- Speedy Gonzales (Hızlı Gonzales)
- Yosemite Sam
- Tazmanya Canavarı (Taz)
- Wile E. Coyote
- Road Runner
Bu karakterlerin her biri farklı bir mizah anlayışına sahipti.
Bazıları hiç konuşmadan güldürürdü.
Bazıları zekâlarıyla ön plana çıkardı.
Bazıları ise tam anlamıyla çocukluğumuzun sembolü hâline gelmişti.
Bugün bile açıp izlediğimde aynı keyfi alabildiğimi söyleyebilirim.
Looney Tunes’u Yeniden Keşfettim
Geçtiğimiz haftalarda YouTube’da gezinirken tamamen tesadüfen Looney Tunes kanalına denk geldim.
Merakımdan bir bölüm açtım.
Ardından bir bölüm daha…
Sonra bir tane daha…
Fark etmeden saatler geçmişti.
O an gerçekten yıllar önceki çocukluğuma kısa bir yolculuk yaptığımı hissettim.
Bazı sahneleri hâlâ ezbere biliyor olmak beni şaşırttı.
Demek ki çocukken severek izlediğimiz şeyler hafızamızda sandığımızdan çok daha derin izler bırakıyormuş.
WB Kids YouTube Kanalı Nostalji Sevenler İçin Güzel Bir Kaynak
Eğer benim gibi eski çizgi filmleri özleyenlerdenseniz güzel bir haberim var.
Warner Bros.’un çocuk içeriklerini paylaştığı WB Kids YouTube kanalında pek çok klasik çizgi filmi yeniden izleyebilirsiniz.
Eski bölümlerin büyük bir kısmı burada yer alıyor.
Benim gibi yıllar sonra yeniden karşılaşanlar için gerçekten keyifli bir deneyim oluyor.
Özellikle hafta sonu kahvenizi alıp birkaç bölüm izlediğinizde kendinizi çocukluğunuza ışınlanmış gibi hissedebilirsiniz.
Çizgi Filmler Bize Sadece Eğlence Sunmuyordu
Bugün geriye dönüp baktığımda aslında o çizgi filmlerin yalnızca eğlendirmediğini de fark ediyorum.
Arkadaşlık…
Sabır…
Pes etmemek…
Zekâyı kullanmak… İyilik ve kötülük arasındaki mücadele… Birçok kavramı farkında olmadan bu yapımlardan öğrenmişiz. Belki de bu yüzden yıllar geçmesine rağmen hâlâ unutamıyoruz.
Dijital Dünyada Nostaljiyi Yaşatabilmek Güzel Bir Duygu
Eskiden kaçırdığımız bir bölümü tekrar izlemek için günlerce beklemek zorundaydık. Şimdi ise istediğimiz zaman açıp izleyebiliyoruz. Teknoloji hayatımızı değiştirdi. Ama güzel olan şu ki… Çocukluğumuzun en değerli anıları da teknoloji sayesinde kaybolmadı. Aksine yeni nesillerle buluşmaya devam ediyor.
Sonuç
Bazı çizgi filmler sadece çocuklara hitap etmez. Bazıları nesiller arasında ortak bir hatıraya dönüşür. Looney Tunes da benim için tam olarak bunu ifade ediyor. Yıllar sonra yeniden izlediğimde yalnızca Bugs Bunny’i ya da Daffy Duck’ı görmedim.
Çocukluğumu gördüm. Sabah erken kalkıp televizyon karşısına geçtiğim günleri gördüm. Hiç bitmesini istemediğim o güzel yılları yeniden hatırladım. Eğer siz de benim gibi çocukluğunu Warner Bros. karakterleriyle geçirenlerdenseniz, kendinize küçük bir nostalji molası verin.
WB Kids YouTube kanalını ziyaret edin.
Belki siz de benim gibi yıllar öncesine kısa ama çok güzel bir yolculuk yaparsınız. Şimdiden keyifli seyirler!
Yalçın Güler sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


Bende 90’lar çocuğuyum ve bazen eskiden sanki eşyalar daha çabuk tamir edilirdi diyorum, şimdi ise tamir etmek yerine yenisi alınıyor. Sahiden her şey o kadar çok değişti ki. Çizgi film olarak beyblade ve pikaçuyu çok severdim 😀
Eskiden bu kadar geniş bir imkan yoktu her şey kısıtlıydı. Zaman geçtikçe işler çoğalıp paralar değerlendikçe artık eski şeylerin değeri kalmadı. Telefonun ekranımı çizildi, at çöpe yenisini al kafasında bir millet var. Benimde favori çizgi filmlerim Beyblade Ve Pikaçudur. O eski bizim dönemde ki beybladelerden bulsam alacağım ama bir türlü denk gelemedim 🙂
buca arçelik servis olarak blogunuzu beğeni ile takip ediyoruz
Hey gidi günler 🙂 Ne izlerdik be 🙂
On numara