İnsan bazı doğum günlerini yalnızca takvimde değişen bir yaş olarak hatırlıyor. Bazıları ise yıllar geçse bile hafızasında aynı sıcaklığıyla yaşamaya devam ediyor. Benim için 20. yaş günüm de tam olarak böyleydi. Bugün geriye dönüp baktığımda, o gün alınan hediyelerden ya da kesilen pastadan çok; birlikte gülüp eğlendiğimiz insanlar, samimi sohbetler ve beklemediğim sürprizler aklımda kalıyor. Belki de doğum günlerini özel yapan şey tam olarak budur. Pahalı hediyeler değil… İçten gelen küçük mutluluklar. Bu yazıda, üniversite yıllarımda yaşadığım ve hâlâ gülümseyerek hatırladığım 20. yaş günü anımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
20 Yaş… İnsan Farklı Hissediyor
Evet…
Bir yaş daha büyümüştüm. Artık 20 yaşındaydım. O dönem çevremde en çok konuşulan konulardan biri ise doğum günümden çok takvimdi. Çünkü o yıl doğum günüm, herkesin konuştuğu 29 Şubat dönemine denk gelmişti.
Sürekli şu cümleleri duyuyordum:
- “Bugün çok özel bir gün.”
- “Dört yılda bir geliyor.”
- “Bu günü iyi değerlendir.”
- “Böyle bir tarih herkese nasip olmuyor.”
Açıkçası ben o günün bu kadar konuşulacağını düşünmemiştim. Benim için sıradan bir doğum günü gibi başlamıştı. Ama günün devamında yaşayacaklarımdan habersizdim.
Gün Her Zamanki Gibi Başlamıştı
Sabah erkenden Aksaray Üniversitesi Bilgi İşlem (Enformatik) Birimine gittim. Her şey tamamen normaldi. Bilgisayarların başında çalışmalar devam ediyor, herkes günlük işlerini yapıyordu. Ben de her zamanki gibi güne başlamıştım. Hiçbir sürpriz beklemiyordum.
İlk Sürpriz Ziyaret
Bir süre sonra arkadaşım, kardeşim gibi gördüğüm Ayşegül geldi. Birlikte oturup sohbet etmeye başladık. Üniversite hayatının en güzel yanlarından biri de buydu. Yoğun ders temposunun arasında yapılan kısa sohbetler bile insanın bütün yorgunluğunu alıyordu. Tam sohbet ederken Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünden bir arkadaşımız içeri girdi. Ve elinde kocaman bir yaş pasta vardı. Yanında da kolalar… İşte o an gerçekten şaşırdım. Beklemediğim bir doğum günü sürpriziyle karşılaşmıştım.
Sabah Sabah Pasta Yemek Pek Mantıklı Gelmedi
Elbette pastayı görünce hepimiz sevindik. Ama saat henüz oldukça erkendi. Aç karna pasta yemek pek cazip görünmüyordu. Bu yüzden kutlamayı biraz erteleyip önce öğle yemeğine gitmeye karar verdik.
Yemek Yerken Çalan Yangın Alarmı
Öğle vakti Ayşegül ile birlikte yemekhaneye gittik.
Siparişlerimizi verdik. Tam yemeğimizi beklerken bir anda yüksek sesli yangın alarmı çalmaya başladı. İlk anda ne olduğunu anlamaya çalıştık. Ama ilginç olan şu ki… Salondaki hiç kimse panik yapmadı. Kimse yerinden kalkmadı. Herkes sanki hiçbir şey olmamış gibi yemeğine devam etti. Biz de kısa süre şaşkınlık yaşadıktan sonra büyük ihtimalle bunun bir deneme ya da teknik bir hata olduğunu düşündük. Gerçekten ilginç bir andı. Bugün bile hatırlayınca gülümsüyorum.
Asıl Kutlama Öğleden Sonra Başladı
Yemekten sonra tekrar Enformatik birimine döndük. Bu kez Huriye ve Zeynep de gelmişti. Herkes bir araya toplanınca doğum günü kutlaması başladı. Pastayı kestik. Bol bol sohbet ettik. Fotoğraflar çektik. Kısacası oldukça keyifli vakit geçirdik. Doğum günümün en güzel tarafı da buydu. Abartılı organizasyonlar yerine samimi insanların bir arada olması bana her zaman daha değerli gelmiştir.
Pastanın Sonu da Ayrı Bir Hikâye Oldu
Pastanın büyük kısmını afiyetle yedik. Ancak geriye küçük bir dilim kalmıştı. Tam “Kim yiyecek?” diye düşünürken İsmail Abi geldi. Hiç düşünmeden kalan pastayı da afiyetle bitirdi. O gün yaşanan bu küçük olay bile hâlâ aklıma geldikçe yüzümü güldürüyor. Üniversite yıllarının en güzel tarafı da sanırım buydu. En sıradan anlar bile zamanla en değerli anılara dönüşüyor.
Dostlukların Değeri Yıllar Geçince Daha İyi Anlaşılıyor
Bugün geriye dönüp baktığımda, o günün benim için neden bu kadar özel olduğunu çok daha iyi anlıyorum. Çünkü insanlar hayatın koşuşturması içinde birbirinden uzaklaşabiliyor.
Farklı şehirler…
Farklı işler…
Farklı hayatlar…
Ama bazı anılar olduğu gibi kalıyor. 20. yaş günüm de bunlardan biri.
O Günü Güzelleştiren Herkese Teşekkür Ederim
Bu güzel sürprizi hazırlayan ve o günü benim için unutulmaz hâle getiren herkese yeniden teşekkür etmek istiyorum.
Başta;
- Oğuzhan,
- İsmail Abi,
- Ayşegül,
- Huriye,
- Hasibe,
- Zeynep
olmak üzere yanımda olan herkese minnettarım.
Belki o gün sıradan bir pasta kestik. Belki sadece birkaç saat birlikte vakit geçirdik. Ama bana yıllar sonra bile gülümseyerek hatırlayacağım çok güzel bir anı bıraktılar.
Sonuç
Doğum günleri aslında yalnızca bir yaş daha almak değildir. Bazen dostlukları hatırlamaktır. Bazen beklenmedik bir sürpriz karşısında mutlu olmaktır. Bazen de yıllar sonra dönüp okuyacağınız güzel bir anıyı yaşamaktır. Benim 20. yaş günüm de tam olarak böyle geçti. Bugün hâlâ o günü düşündüğümde aklıma ilk pasta değil… O gün yanımda olan insanlar geliyor. İyi ki hayatımın bir döneminde yollarımız kesişmiş. İyi ki birlikte aynı anıları paylaşmışız. Çünkü insanın yıllar sonra yanında kalan şey, yaşadığı güzel anılar oluyor.
Yalçın Güler sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

