4 Günlük Ankara Turu | Yalçın Güler
Ankara Kalesi

4 Günlük Ankara Turu

Uzun zamandır Ankara’ya gitmeyi istiyordum, artık bunalmıştım. Kuzenimin düğünü de buna sebep oldu ve az bir zaman da olsa Ankara’ya gittim. Aslında topluca gidecektik ama Ankara’da yapılacak işler olunca bir anda apar topar perşembe günü dayımgille yola koyulduk. Ankara’ya gittiğimiz otobüs pek iyi değildi açıkçası. Her zaman olduğu gibi çocuklar ağlıyordu ve yabancı uyruklu insanlar çoktu, biraz tedirgin oldum doğrusu. Çünkü bundan önce Antalya yolculuğum da bir olay olmuştu bir den aklıma o geldi.

Ankara’ya yaklaştığımızda birden hüzün çöktü içime ve camdan Gölbaşı’nda olduğumuzu görünce eskiler aklıma geldi kendimi tutamadım biraz ağladım. AŞTİ’ye geldiğimiz de bizi diğer kuzenim aldı ve Kazan – Kışla köyüne doğru yola çıktık. Eve geldiğimiz de, ev buz gibiydi çünkü kalorifer kazanı bozulmuştu ve ustalarda çok geç gelmişti. Dayım, amcam felan çok sinirlenmişti. Çünkü ellerinde sadece bir kaç takım eşyasıyla gelmişlerdi, hiç bir yedek parça yoktu ve tamir işi yarına kalmıştı. Yarın sabah erkenden geliriz demişlerdi ama geldikleri saat 10’du. Tamir işi 2 buçuk saat sürdüğü için cuma namazına da gidemedik haliyle. Çok şükür kazan yapılmıştı ve ev ısınmıştı. Öğleden sonra alışveriş için kazan’a gitmiştik. Dönüşte TAI lojmanlarında ki pazara gittik eksikleri aldık. Akşamına bizimkiler gelmişti ve gecenin 3’üne kadar düğün yemekleriyle uğraşmışlardı.

Düğün günü sabahı biraz geç uyanmıştım, alışkın değildim çünkü uyku düzenim iyice karman çorman olmuştu. Ve beklenen an gelmişti. Düğün salonunda doğru konvoy şeklinde yola koyulmuştuk. Düğün Yenimahalle / Ankara Konağında olmuştu. Çok güzel bir mekan açıkçası. Gidip görmenizi tavsiye ederim. Düğün çıkışı yine konvoy halinde eve dönecektik ama mağlum Ankara’nın trafiği ve ışıkları sağ olsun herkes birbirini kaybetti. Eve geldiğimizde herkes gelmişti bir biz arkada kalmıştık. Eee oynamadan eve girmek olmazdı tabii :). Hemen arabadan bir oyun havası açtık ve çok az da olsa babamla oynadık. Sonrasın hemen yemek yemeye geçtik. Yemekten sonra çay içerken öylece koltukta uyuyakalmışım. Tabii kaçırırlar mı hemen resim çekmişler :).

Artık son güne gelmiştik. Aksaray’a dönmeden önce Hacı Bayram-ı Veli’ye uğradık. Daha sonra Anafartalar’a doğru yürürken bir de ne görüyüm Ankara Simidi, hastasıyımdır babam hemen 4 tane simit aldı 2 dakika içinde bitti. Simitçi abi bağırıyordu taze yeni geldi sıcak simit deyince dayanamadım gittim “abi 4 tane simit versene yaa dedim. 4 alana 1 bedava, 1 lira daha verirsen 6 tane veriyim kardeşim dedi. Bende sadece 4 lira var abi dedim. Canın sağ olsun bu da benden olsun elimde kalmasın dedi 6 tane simit verdi” Allah Razı Olsun. Sabah akşam önüme koysalar bıkmadan yerim o simidi.

Alışkın olduğumuz Ankara’nın meşhur yokuşları olan olan Çıkrıkçılar yokuşunu yavaştan çıkmaya başladık. Tabii dizlerim zor çekiyordu. Allah’tan annem gil dükkanlara girip bir şeylere bakıyordu, bende o mahanayla dinlenmiş oluyordum. Herkes kendi kafasına göre bir dükkana girip bakınıyordu. Bir ara amcam ortadan kayboldu öyle onu aradık, meğersem cami’ye gitmiş. Sonrasında Ankara’nın meşhur saman pazarı’na geldik. Babam kaşık alacam demişti. Eee tabii ben durur muyum hemen teyzemle girdik bir dükkana “abi şimşir oyun kaşığı var mı dedim. Olmaz mı be kardeşim dedi sepetle çıkarıverdi kaşıkları”. Hemen içlerinden sert kısa saplı kaşıkları seçtim denedim, tamamdır dedim aldım. Aslında babam alacaktı ama ben çok istekli olunca babam beğendin mi alalım mı dedi, bende durur muyum tabii ki beğendim, sesi ritimi sertliği on numara çıkıyordu çünkü. Babam kendine alacaktı ama nasip bana oldu. Dönüşte tekrar Çıkrıkçılar yokuşundan geri dönecekken yukarı merdivenlerin orada bir kız zorlana zorlana öksürmeye başladı. Arada nefesi kesiliyordu hiç sesi soluğu çıkmadı. Oradan esnaf hemen koştu yetişti su falan götürdü ama inşAllah kötü bir şey olmamıştır. Sağlığı yerindedir.

Arabada yer olmadığı için babam ile ben otobüsle dönecektik. Teyzem gille vedalaştık babamla AŞTİ’ye doğru yola koyulduk. Anafartalar’dan Ulus’a kadar yürüdük. Öyle çok özlemişim ki Ankara’da bir yer den bir yere yürümeyi kelimelerim ifadesiz kalır yani. Neyse sonra Ulus duraklarında AŞTİ, Balgat otobüslerine bindik ve en öne oturduk. İnanır mısınız bilmem “o arkadan öne doğru gelip şoförün arkasında oturan insanın omzuna vurup şu paradan 2 kişi, şu paradan 4 kişi uzatır mısınız” denmesini bile çok özlemişim. AŞTİ’ye geldiğimiz de kolaylıkla bilet bulduk zaten her saat başı Aksaray – Ankara arası otobüsler oluyor. Bu yeni otobüsleri çok çok sevdim. Önceden usb ile şarj toru topu %20 felan oluyordu, ama şimdi her koltuğun önüne priz yapmışlar valla Aksaray’a gelene kadar %100 yaptım. Aksaray’a 10 km kala deprem oldu diye mesaj geldi. Allah’tan 5-6 saniye falan sürmüş. Aslında 1 gün daha kalıp pazartesi günü erkenden dönmeyi düşünüyordum ama finaller başladığı için gelmem gerekiyordu, çünkü uyku düzenim çok bozulmuştu.

Evet bir yolculuğunda sonuna geldik. Baya uzun bir blog yazısı oldu. Umarım okurken sıkılmazsınız.

Yazar: Yalçın Güler 194 Blog Yazısı
1996 yılında doğdum. Aksaray Üniversitesinde Bilgisayar Programcılığı bölümü mezunuyum.

3 Yorum Yapıldı

Bir Yorumda Siz Bırakın

Eposta Adresiniz Yayınlanmayacaktır.


*