İzledim: Müslüm Baba

Sinemada insanları ağlatmak, heyecanlandırmak, güldürmek veya korkutmak zor iştir. Hele ki bir insanın yaşamış olduğu hayatı yeniden film yapmak imkansızın ötesindedir. Ama filmi o yaşanmışlık duygusuyla izledikten sonra anladım ki Türk Sinemasında güzel işler de yapılabiliyormuş. İlk cümleye girişimde yazdığım gibi bu filmde hem ağladım, hem heyecanlandım, hem güldüm hemde korktum. Bunun tek bir sebebi var oda emektir. Bu emeğin hakkı ödenmez.

Müslüm Akbaş veya Müslüm Gürses veya namı diğer Müslüm Baba hangisini tercih ederseniz artık. Filme gidin dikkatli bir şekilde o yaşanmışlık duygusuyla izleyin. Zaten her şeyi anlayacaksınız. O dört hissi bu filmde yaşayacaksınız. Buna emin olun.

Bir çok insan Müslüm Gürses, Ferdi Tayfur, Neşet Ertaş, Orhan Gencebay (BABALAR) ile büyümüştür. Ucundan kıyısında da olsa bende bu babalar ile büyümeye özen göstermişimdir. Beni tanıyan bilen Neşet ustanın bağımlısı olduğumu bilir. Yanlış anlaşılmasın, gönlümde sadece Neşet Baba yok, diğer babaların da yeri ayrıdır. Hepsini severim ve büyük hayranlıkla dinlerim.

Zamanı iyi kullanmalısınız. Bunu sizde biliyorsunuz ki zaman geri gelmez. Kadere inanır mısınız ? Yoksa herkes kendi kaderini mi yazar. Yazmak demişken insanlar nasıl eğitim alır, bir şeyi nasıl öğrenir. Yazarak mı, okuyarak mı yoksa yaşayarak mı ? Müslüm Gürses yaşayarak öğrendi. Yunus Emre’nin kitabını yanından hiç ayırmadı. Öğrendiklerini kağıda yazmaya başladı ve o yazdıkları ile tüm Türkiye’ye hitap etti. Müslüm Gürses artık bir idol haline gelmiştir ve “baba” lakabını almıştır.


Ustası sordu Müslüme. Kaçtığın için mi geldin, yoksa kovaladığın için mi ? Müslüm ilk başlarda anlamadı tabii. Yıllar yıllar geçti ve Müslüm hocasının dediği şeyi anladı. Kendini dinledi, kalbinin sesini dinledi Müslüm. Adana da ilk defa bir yarışmaya katıldı ve kazandı. Sesiyle küçük yaşlarda dikkat çeken Müslüm kendisiyle yapılan bir röportajda o dönemle ilgili olarak şunları söyledi: “İlkokulu bitirdim. Gerisi zaten yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum”. Sesini duyurup ünlü olmak istedi ailesini yokluktan kurtarıp yeni eşyalar, yeni giysiler, ev, araba almak istedi ama olmadı. Çıkarttığı plak hiç ilgi görmedi, işler beklediği gibi gitmedi. Genç yaşında annesini ve küçük kardeşini kaybetti. Diğer kardeşini de mektebe bıraktı. Ben okuyamadım bari sen oku dedi. Sazını eline aldı ve hocasının yanına giderek müsade istedi.

Çukurova radyosunda çalışırken Müslümün soyadını Gürses olarak değiştirdiler. Artık Müslüm Akbaş devri kapanmıştı ve Müslüm Gürses devri başlamıştı.

Sazını eline aldı düştü yollara. Gazinolarda türküler, şarkılar söyledi. Herkes hayran oldu. Büyük ilgi topladı. Çıkardığı plaklar, kasetler yok satıyordu adeta. Çıktığı gazino her akşam full çekiyordu.

Bir gece gazino çıkışı talihsiz bir olay yaşadı. Trafik kazası geçirdiler. Şoför ve Müslüm Gürses’i öldü sandılar ama Müslüm ölmemişti, bu hayatı bırakmaya niyeti yoktu. Kafatasına bir şey yerleştirdiler. Ama bir kulağı da duymuyordu. Doktor ilaçları düzgün kullanmasını söyledi. İçtiği ilaçları alkol ile değil su ile içmesini söyledi, kızdı. İçtiğinde kendini rahatlamış hissediyordu. Müziğe küsmek üzereydi ama hocasının söyledikleri aklına geldi. Kendini dinledi, kalbinin sesini dinledi Müslüm. Bundan sonra bir kendimi duyayım, birde sevdiğim kadının sesini duyayım dedi. Pes etmedi. Müziğe dört kolla sarıldı. Çünkü tek çıkış yolu müzikti. Kendini ifade edebileceği, sığınacağı tek yol müzikti.

Bilenler bilir veya illa ki internet de görmüşsünüzdür. Müslüm Gürses’in olaylı Gülhane konseri. Giydiği beyaz takım elbise. İlk defa böyle büyük bir konsere çıkmıştı ve takım elbisesini ilk ve tek aşkı Muhterem Nur dikmişti. Bu sahneyi gördüğümde tüylerim diken diken oldu.

Çocukluk aşkı sevdiği kadın Muhterem Nur ile mutlu bir hayat kurdu. İkilinin aşkları tamı tamına 31 yıl sürdü. Müslüm Gürses, babası yüzünden baba olmaktan korktu. Ama şunu iyi biliyordu ki milyonların babası oldu. Nur içinde yat Müslüm Baba. Mekanın Cennet olsun inşallah.


Elimden gönlümden geldiği kadarıyla filmi kendi düşüncelerim ile anlatmaya çalıştım. Ufak ufak spoiler verdim ama kusura bakmayın. Bu emeğin hakkını verin ve sinemaya gidin izleyin. Yedisinden yetmişine herkes gitsin Müslüm Baba filmini izlesin. Türk sinemasında film nasıl yapılır gidin izleyin. Ben gittim ve bir kaç kez daha gitmeyi düşünüyorum. Bir çok sahnede gözlerim doldu, hatta ağladım yalan yok.

Film hakkında daha bir çok şey yazmak istiyorum ama bu kadarı yeter diye düşünüyorum.

Zaten televizyona veya internete düşecek oradan izlerim demeyin. Sinemaya gidin ve saçma sapan filmleri izlemek yerine emek verilen bu filmi (Müslüm Baba) izleyin. Çok değil ya en fazla 15 veya 20 tl bilet parasını ödeyin koltuğunuza kurulun ve gurur duyun. İyi ki varsın sinema.

Filmde emeği geçen herkese canı gönülden çok çok çok teşekkür ediyorum. Elinize kolunuza emeğinize sağlık. Özellikle Şahin Kendirci ve Timuçin Esen’e çok teşekkür ediyorum ve ellerinizden öpüyorum. Saygılarımla.

Umarım bir gün Neşet Ertaş’ın filmi de yapılır. Tek temennim o.

Hatalı cümlelerim, kelimelerim illa ki olmuştur, sürç-i lisan ettiysem affola. Eyvallah

Müslüm Baba filminde ki tüm müzikleri buradan dinleyebilirsiniz.

“Hayat zor ama güzeldi. Hakkınızı helal edin…”

MÜSLÜM GÜRSES

3 Yorumlar

  • Ahmet Bilmez dedi ki:

    Müslüm Baba şüphesiz tüm Türkiye’nin gönlünde taht kurmuş bir sanatçımızdı. Müslüm Baba diyorum çünkü o gerçekten ülkenin manevi babalarından biriydi. Hayat hikayesi, ilk ve tek aşkı olan Muhterem Nur hanım, yaptığı parçalar… Bunlar anlatmakla bitmez tabii ki. Yaşanmış bir hayatı film yapmak elbette kolay değil. Yaşayarak, hissederek yapmak lazım bir işi. Filmde çok kaliteli bir isim de dikkatimden kaçmadı, Zerrin Tekindor. Filmi izlemedim ama oyunculuğuyla herkesi büyüleyen isimlerden biri de o olmuştur eminim. Şahin Kendirci kardeşimize zaten söylenecek pek bir şey yok, yaşayarak, hissederek oynadığı söyleniyor. En kısa zamanda gidip izlemek istiyorum. Bu güzel paylaşım için çok teşekkürler…

  • Il Neminis dedi ki:

    Biyografi filmi gibi olmamış. Kopuk, çok kopuk anasını satayım. Sanat filmi mi bu, dram film mi bu sürekli flashbackler, sürekli bir ileri tarih bir geçmiş zaman. Ayrıca Müslüm Gürses’in vasiyeti yok muydu Muhterem Nur hanımefendiye “filmim çekilmesin” diye?

    Tamamen gelir odaklı, sadece ışığı güzel bir film.

  • Gökhan dedi ki:

    Müslüm filmini izlemedim çok merak ediyorum. Fakat, Müslüm Gürses’in hayatının çok zor geçtiğini çocukluğunda çok zor günler gördüğünü daha önce bir yerde okumuştum.
    Neşet Ertaş’ın filmi de yapılır bence ama ne zaman yapılır bilmiyorum. Çünkü Neşet Ertaş ta Ülkemizin yetiştirdiği büyük sanatçılardan.
    Güzel bir yazı olmuş kardeşim. filmi izlemek isteyenler için güzel bir bilgilendirme yazısı olmuş eline sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir