Hayatta bazı anılar vardır ki üzerinden yıllar geçse bile hatırladıkça insanın yüzünde istemsiz bir gülümseme oluşur. Kimi zaman küçük bir hata, kimi zaman ise yaşanan komik bir olay hafızamızda unutulmaz bir yer edinir.
Bugün anlatacağım anı da tam olarak bunlardan biri.
İlk kez kendi başıma yemek yapmaya çalıştığım günlerden birinde yaşadığım bu olay, bana hem mutfakta dikkatli olmayı öğretti hem de hâlâ aile içinde gülerek anlattığımız güzel bir hatıra bıraktı.
Evde Sadece Babamla Kalmıştık
O dönem lise son sınıfta okuyordum.
Hayatım oldukça yoğundu.
Haftanın;
- 3 günü staj,
- 2 günü okul,
- 2 günü ise dershaneyle geçiyordu.
Neredeyse haftanın her günü sabah erkenden evden çıkıyor, akşam saatlerinde eve dönüyordum. Tam o sıralarda annem, Almanya’da yaşayan kuzenimin düğünü için yurt dışına gitmişti. Ağabeyim de askerlik görevini yaptığı için evde yalnızca babam ve ben kalmıştık. Doğal olarak evin yemek düzeni de tamamen değişmişti.
Kolay Hazırlanan Yemeklerle Günleri Geçiriyorduk
Babam sabah erkenden dükkâna gidiyor, akşam ise oldukça geç saatlerde eve dönüyordu. Ben de okul ve staj temposundan dolayı uzun uzun yemek hazırlamaya fırsat bulamıyordum. Bu yüzden günlerimiz genellikle pratik yiyeceklerle geçiyordu.
Sık sık hazırladığımız yemekler şunlardı:
- Patates kızartması
- Makarna
- Çorba
- Tost
- Kahvaltılık ürünler
Bazen de okul, staj veya dershane çıkışında bir lokantaya uğrayıp karnımı doyurduktan sonra eve geçiyordum.
Bir süre sonra aynı yemekleri yemekten gerçekten sıkılmıştım.
O Gün Canım Etli Patates Yemeği İstedi
Bir gün dershaneden normalden biraz daha erken çıkmıştık. Eve gelirken aklımda tek bir şey vardı.
“Bugün güzel bir etli patates yemeği yapacağım.”
Daha önce hiç denememiştim. Ama internet artık her sorunun cevabını veriyordu. Ben de eve gelir gelmez telefonumu açtım. İlk bulduğum tariflerden birini seçtim. Malzemeleri hazırladım. Kolları sıvadım. Ve büyük bir heyecanla ilk ciddi yemeğimi yapmaya başladım.
Her Şey Harika Gidiyordu
Tarifi adım adım uyguluyordum.
Etler…
Patatesler…
Salça…
Baharatlar…
Her şey tam olması gerektiği gibi görünüyordu. Tencereden gelen kokular bile moralimi yükseltmişti.
İçimden;
“Galiba gerçekten güzel oldu.”
diye geçiriyordum. Ta ki o meşhur tuz kısmına gelene kadar…
Bir Çay Kaşığını Bir Yemek Kaşığı Sandım
Tarifte yazan ölçüyü okudum. Ama çok önemli bir detayı fark etmemişim.
Ben;
“1 çay kaşığı tuz”
yazısını,
“1 yemek kaşığı tuz”
olarak okumuşum. Üstelik bununla da yetinmedim.
İçimden;
“Bir kaşık az gelir.”
diye düşündüm. Ve bir yemek kaşığı daha ekledim. Yani küçücük bir ölçü hatası yüzünden tencereye normalin kat kat üzerinde tuz koymuş oldum. O an bunun farkında değildim tabii.
Babamın İlk Cümlesi Hâlâ Aklımda
O gün pazar olduğu için babam eve normalden daha erken geldi. Ben de büyük bir gururla sofrayı hazırladım. Salatayı yaptım. Yemeği güzelce ısıttım. Masaya oturduk. İlk lokmayı aldıktan sonra babam birkaç saniye durdu.
Sonra bana dönüp şu cümleyi söyledi:
“Oğlum… Bu yemek tuz çorağı olmuş. Ne kadar tuz attın sen buna?”
Ben de oldukça rahat bir şekilde cevap verdim.
“İnternette bir yemek kaşığı yazıyordu. Az gelir diye bir kaşık daha attım.”
Babam şaşkınlıkla bana baktı.
Hemen telefonu açtım.
Tarifi tekrar inceledim. İşte o anda gerçekle yüzleştim.
Tarifte aslında;
“1 çay kaşığı tuz”
yazıyormuş. Ben ise bunu tamamen yanlış okuyup birkaç kat fazla tuz eklemişim.
Gülmekten Kendimizi Alamamıştık
Durumu fark ettiğimiz anda ikimizi de inanılmaz bir gülme tuttu. Yemek yenmeyecek kadar tuzluydu. Ama o kadar emek vermiştim ki çöpe dökmeye de kıyamıyordum. Bir şekilde yemeye çalıştık. Gerçekten zor oldu. Her lokmada su içiyorduk. Dudaklarımız adeta yanıyordu. Hayatımda o kadar tuzlu başka bir yemek yediğimi hatırlamıyorum.
Tuzun Etkisini Günlerce Hissettik
Yemeği büyük bir mücadeleyle bitirdik. Ancak iş bununla da kalmadı. Saatlerce su içtik. Dudaklarımızın yanması iki üç gün boyunca devam etti. O kadar çok su içtik ki hâlâ düşündükçe gülüyorum. Sonuç olarak koskoca bir tencere dolusu etli patates yemeği maalesef çöpe gitmek zorunda kaldı.
Sonradan Öğrendiğim Önemli Bir Mutfak Bilgisi
Bu olaydan yıllar sonra öğrendim ki aslında çözümü varmış. Meğer yemeğe fazla tuz kaçtığında içine birkaç adet çiğ patates eklenip tekrar pişirilirse patates fazla tuzun önemli bir kısmını çekebiliyormuş. O gün bunu bilseydim belki de yemek kurtulabilirdi.
Ama ne yapalım…
Acemilik işte. Her aşçının ilk yemeklerinde böyle küçük kazalar yaşanabiliyor.
O Günden Sonra Uzun Süre Etli Patates Yapmadım
Bu olay bende küçük bir mutfak travması bıraktı desem abartmış olmam. Uzun süre yeniden etli patates yapmaya cesaret edemedim. Ama bana çok önemli bir ders verdi. Mutfakta en küçük ayrıntılar bile büyük fark oluşturabiliyor. Özellikle tarif okurken ölçüleri iki kez kontrol etmek gerekiyor. Artık yemek yaparken malzemeleri eklemeden önce mutlaka tekrar okuyorum. Sanırım bu alışkanlığı bana kazandıran da o bol tuzlu etli patates oldu.
Sonuç
Bugün geriye dönüp baktığımda, yaşadığım bu olay bana sadece yemek yapmayı değil, hata yapmanın da hayatın doğal bir parçası olduğunu öğretti. O gün belki yemeği kurtaramadım. Ama babamla birlikte yıllarca gülerek anlatacağımız çok güzel bir anı kazandım.
Şimdi biri bana mutfakta yaptığım en komik hatayı sorsa, hiç düşünmeden bu hikâyeyi anlatırım. Belki de hayatın en güzel tarafı tam olarak budur.
Kusursuz olmak değil… Hata yapıp sonrasında gülümseyebilmektir.
Yalçın Güler sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.


Aksilikler olmuş:) Aslında patates yemeği en kolay yemeklerden biridir. Patates tüm tuzu fazla kaçmış yemeklere konabilir yazdığın gibi. Et keserken anlaşılır aslında, ciğer mi, dana mı, kuzu mu olduğu. Renkleri, yağı zaten farklı, pişerken de kokar. Neyse sonuç olarak aksilikler olabilir ama mutfak güzeldir, bırakılmaz:)
Aksilikler peşimi bıraksa da ben mutfağı asla bırakmayacağım. Et kısmında biraz cahilim sanırsam. Hangi et hangi hayvanın pek çözemiyorum. Ciğeri çözemediğim gibi 🙂
Güzel anılar olmuş.. Patates ve ciğer 🙂
Asla unutamayacağım bir gün ve anı oldu. Tarihe geçtim resmen 😀
Patates bence yapımı en zor olan besinlerden birisi. Öğrencilik hayatımda bu konuda çok sıkıntı çektim 🙂
Patates şu dünyada ki en kolay yiyecektir aslında. Kızartması, salatası, köftesi vs vs.
Ama gel gelelim ben bu zinciri kırıp, patates yemeğini yapamıyorum. Bakalım 3. denemeyi ne zaman yapacağım.
Merhabalar, bloğunuzu bu patates yemeği nedeniyle keşfetmek nasipmiş 😀
Aslında gerçekten patates yemeği çok kolaydır. Hatta hep derim; evde patates varsa her türlü yemek yapılır, püresi, haşlaması, salatası, çorbası, kahvaltılığı, yemeği, fırına verilmesi derken bir sürü karın doyuracak şeye yarar patates 🙂
Biraz daha etle haşır neşir olmanız lazım ki hangi ne karıştırmayın 🙂
Ben de çok bilmem, köfte hangi etten iyi olur, biftek nereden alınmalı vesaire ama küçük bir araştırma sonucu hemen not edip öğrenmeye çalışıyorum…
Özellikle de beni bir manav antrikotluk eti kavurmalık et diye satarak kandırdıktan sonra… 🙂 Oluyor öyle arada…
Bazen ilgi çekmek için, yeni birilerine blogu tanıtmak için böyle değişik içerikler yazmak gerekiyor. Beni de bu yazımda keşfettiğiniz için ne mutlu bana 🙂
Evet patates yemeği çok kolaydır. Eskiden olsa saydığınız tüm tarifleri acımadan mideye gömerim. Tabii şeker hastası olduğum için patates ile uzun zamandır mesafemi koruyorum. Bazen ummadık zamanda bu durum ile karşı karşıya kalınca insan tereddüt ediyor.
Ya tutarsa hesabı
Patates en sevdiğim yiyeceklerdendir,herşeyi yapılır. Kızartması,fırında tavukla birlikte yakışması,yemeği falan derken favorimdir. Sizin de başınıza biraz talihsizlikler gelse de bence 3. Deneme başarılı olacaktır 😊
Kolay gelsin keyifle okudum …
Patatesi kim sevmez ki Sevil hanım. Özellikle soba da közlenmiş halini. Bende inanıyorum ki 3. deneme de başarılı olacağım 🙂
ciğer yenmez mi Yalçın ya? 🙂 kıymalı patates yemeği etli patatesten daha kolay ve karıştırma ihtimalin olmadığı için net yapabilirsin. 3.denemeyi kıymalı yap lütfen 🙂
Hah benim gibi etçi biri daha çıktı. Ciğer yenmez mi yalçın?
Neyse birinciye fazladan tuz, ikinciye ciğer atmışsın ama üçüncü muhteşem olacak bence 🙂
Valla ağabey ben yürek, karaciğer, böbrek, işkembe, beyin, ayak, baş gibi sakatatlardan uzağım. Bana sadece normal et lazım. 3. deneme de başarılı olacağım inşallah 😀
Vallahi abla benden uzak Allaha yakın olsun. Issız adaya düşsem tek yemek ciğer olsa bile ölürüm de yemem. 3. deneme başarılı geçecek inanıyorum 😀
Resmen pişmiş tavuğun bile başına gelmeyenleri yaşamışsın 😀 Geçmiş olsun
Vallahi biraz öyle oldu 🙂 Ama bunlar bana bir tecrübe oldu. Artık daha dikkatli ve daha lezzetli yemekler yapıyorum.