2014 yılının Şubat ayında annem kuzenimin düğünü için Almanya’ya gitmişti. Ağabeyim de o sıra askerdeydi. Babam ile birlikte yalnız kaldık. Babam sabahtan dükkana gidiyordu, bende o sıra lise sonra olduğum için 3 gün staj, 2 gün okul, 2 gün dershaneye gidiyordum. Her günüm dolu dolu geçtiği için de akşama yemek yapmak pek zoruma gidiyordu. Böyle hızlıca hazırlaya bileceğim şeyler yiyordum. Babam da işten geç geldiği kahvaltı türü şeyler atıştırıyordu. 

Her akşam patates kızartması, çorba, makarna, kahvaltı, tost yemekten bıkmıştım. Arada sırada okul, dershane ve staj çıkışlarında bir lokantada karnımı doyurup eve öyle gidiyordum. Bir gün canım etli patates yemeği çekmişti. O günde dershaneden erken çıkmıştık.

Eve gelir gelmez kolları sıvadım. Telefondan bir tarif açtım ve onu uyguladım. Yemek muhteşem olmuştu fakat şöyle bir sıkıntı çıktı. Ben 1 çay kaşığı kadar tuzu, 1 yemek kaşığı tuz olarak okudum ve yemeğe döktüm. Pazar günü olduğu için babam eve erken geldi. Yemeği ısıttım, güzelce salatayı falan yaptım. Sofranın başına oturduktan iki dakika sonra babam sordu “oğlum bu tuz çorağı olmuş, ne kadar tuz attın sen buna” dedi. Bende “internet de 1 yemek kaşığı kadar yazıyordu, az gelir diye 1 kaşık daha döktüm” dedim. Tarifi tekrar açıp baktığımda gördüm ki 1 çay kaşığı kadar tuz atın yazıyormuş. Babam ile ikimizi bir gülme tuttu anlatamam. Az daha hastanelik olacaktık.

Tabakta ki yemeği zorla da olsa bitirmiştik. Yalnız dudaklarımız alev gibi yanıyordu. 2 – 3 gün boyunca dudaklarımızın acısı geçmedi. Su içmekten helak olmuştuk artık. 1 tencere dolusu bol tuzlu yemek maalesef çöpe gitti. Sonradan öğrendim ki içine bir iki tane patates doğrayıp yeniden pişirse idim tuz sorunu ortadan kalkacaktı. (Acemiliğime denk geldi ne yapayım.) O günden sonra bir daha patates yemeği yapmadım.


2017 yılının Aralık ayında annem ve babam kuzenimin düğünü için Almanya’ya gitti. Ağabeyim ile birlikte yalnız kaldık. Ağabeyim sabah erkenden işe gidiyordu. Ben halen işsiz olduğum için evde kapalı kalmıştım. Geç kalkıyordum, geç yatıyordum. Sürekli evde olduğum için canım sıkılıyordu. Bu sıkıntıyı gidermek için yemek hazırlıyordum. (Bakmayın öyle asosyal olduğuma, hamaratımdır. Her türlü yemeği yaparım. Kolay kolay aç kalmam)

Yemeğin pişmesine yakın ağabeyim işten geliyordu hemen sofraya oturuyorduk. Bir gün canım yine etli patates yemeği çekmişti. Yemeği yapmadan önce annemi aradım ve buzluktan hangi eti kullanayım diye ısrarla 3 – 4 kere sordum. Hatta sonradan görüntülü arayıp öyle sordum. Annem bana hangi eti kullanacağımı söyledikten sonra 5 kere teyit ettim ve yemek için kolları sıvadım. Et çözüldükten sonra doğradım ve pişirmeye bıraktım. 10 dakika sonra bir baktım ki etten eser yoktu. Büyük büyük doğradığım etler kıyma haline gelmişti ve kokmaya başlamıştı. Diğer malzemeleri de aktardıktan sonra yemeği pişmesi için kısık ateşe bıraktım. 30 dakika kısık ateşte pişirdikten sonra yemeğin tadına baktım ve efsane olmuştu. Bu sefer 2 yemek kaşığı tuz yerine bir tutam tuz döktüm.

Yemek pişince aşağıya anneannemin yanına indim. Oda mayalı yapmıştı, bize de bir kaç tane verdi. Onları alıp yukarı çıkarken apartmanda ağabeyim ile karşılaştık. Eve girince direk mutfağa girdim. Patates yemeğimi yersin yoksa mayalı mı yersin diye sordum. Ağabeyim de yemek koy dedi. Taslara yemeği koyduktan sonra sofraya oturdum. Daha yemekten bir kaşık bile almadan “ağabey bu yemek kokuyor mu bana mı öyle geliyor bir baksana” dedim. Bir kaşık aldıktan sonra “sen bunun içine ne doğradın” diye sordu. Bende “et doğradım, hatta annemi aradım bizzat ona sordum ve bir çok kez teyit ettirdim” dedim. İçime bir şüphe düşmüştü ve annem bana et yerine ciğeri doğrattırdı hissi doğmaya başladı. Ağabeyim “oğlum bu ciğer lan. Et yerine ciğer doğramışsın güzelim yemeğe. Keşke sade yapsaydın daha iyiydi vallahi” dedi. Evet ağabeyim ve ben ciğerden nefret ederiz.

Onca ısrarla sorulan soru, onca teyit boşuna gitmişti. Annem bana et yerine ciğeri doğrattırmıştı. Daha 1 kaşık bile almadan, tasta ki yemekleri öylece çöpe döktüm. Midem bulanmaya başlamıştı ve hemen 1 kase yoğurt yedim. Kokuyu azda olsa bastırmıştı. Allah’dan anneannem mayalı yapmıştı. Yanına sucuk ve çay pişirip kahvaltı tarzında karnımızı doyurduk. 1 tencere yemek çöpe gitmesin diye, sabah bir poşetin içine koyup dışarıya koydum. Kedi veya köpek artık hangisi yediyse.

Bir daha patates yemeği yapar mıyım bilmiyorum ama eğer yaparsam kendi bildiğim şekilde yaparım. Veya birisi bana patates yemeği nasıl yapılır, öğretsin.

Hatalı cümlelerim, kelimelerim illa ki olmuştur, sürç-i lisan ettiysem affola. Eyvallah