23 Yaşıma Girerken: Doğum Günleriyle Değişen Düşüncelerim ve Kendimle Yaptığım Sessiz Konuşma

23 Yaşıma Girerken: Doğum Günleriyle Değişen Düşüncelerim ve Kendimle Yaptığım Sessiz Konuşma

Her doğum günü geldiğinde insanlar genellikle yeni yaşlarını kutlar, dilekler tutar, pastadaki mumları üfler ve yeni bir başlangıcın heyecanını yaşar. Benim için ise doğum günleri, yıllar geçtikçe kutlamadan çok kendimle hesaplaştığım, geçmişi düşündüğüm ve geleceği sorguladığım günlere dönüştü.

Bugün 23 yaşıma girdim.

Ve itiraf etmeliyim ki ilk aklıma gelen şey, “İyi ki doğdum.” olmadı.

Aklımdan geçen ilk cümle şuydu:

“Ee… Ne oldu şimdi? Bir yıl daha mı yaşlandık? Ömrümüzden bir yıl daha eksildi.”

Belki birçok kişiye karamsar gelebilir ama doğum günleri bana hep zamanın ne kadar hızlı geçtiğini hatırlatıyor.


Ne Zaman Büyüdüm Ben?

Bazen çocukluk fotoğraflarıma bakıyorum.

Top peşinde koştuğum günleri…

Hiçbir sorumluluğumun olmadığı zamanları…

Tek derdimin akşam ezanı okunmadan eve yetişmek olduğu günleri…

Sonra aynaya bakıyorum.

Bir bakmışım büyümüşüm.

Nasıl olduğunu anlamadan çocukluk geride kalmış.

Aslında çoğumuz bunun farkına bile varmıyoruz.

Bir gün okul sıralarında otururken, bir gün iş hayatının içinde buluyoruz kendimizi.

O yüzden bazen kendi kendime şu soruyu soruyorum:

“Ne ara 23 yaşına geldim?”

Sanırım bu sorunun gerçek bir cevabı yok.


Keşke Hep Çocuk Kalabilseydik

Çocuk olmak ne kadar güzelmiş…

Ne gelecek kaygısı vardı.

Ne maddi sorumluluklar.

Ne kariyer planları.

Ne de insanların beklentileri.

Sabah dışarı çıkıp akşam hava kararana kadar oyun oynamak bile mutluluk sebebiydi.

Şimdi ise büyüyoruz.

Ve büyüdükçe yalnızca yaşımız artmıyor.

Sorumluluklarımız da bizimle birlikte büyüyor.

Hayat bizden karar vermemizi bekliyor.

Doğruyu seçmemizi bekliyor.

Ayakta kalmamızı bekliyor.

Belki de büyümek tam olarak budur.


Yeni Bir Yaş, Yeni Bir Sayfa

23 yaş benim için sadece yeni bir rakam değildi.

Aynı zamanda hayatımda yeni bir dönemin başlangıcıydı.

Yeni bir iş…

Yeni insanlar…

Yeni sorumluluklar…

Yeni hedefler…

Geçmişe dönüp baktığımda birçok zorluk yaşadığımı görüyorum.

Mutlu olduğum günler de oldu.

Hayal kırıklığı yaşadığım zamanlar da…

Yanlış kararlar verdiğim anlar da…

Doğru seçimler yaptığım dönemler de…

Ama bugün geriye baktığımda şunu söyleyebiliyorum:

Hepsi beni ben yapan deneyimlerdi.


Artık Geriye Dönüş Yok

Hayatın belki de en ilginç tarafı bu.

Geçmişi değiştirme şansımız yok.

Yaşanan güzel anılar da…

Kırgınlıklar da…

Hatalar da…

Hepsi geride kaldı.

Bundan sonrası ise tamamen bizim vereceğimiz kararlara bağlı.

Artık kendi yolumu kendim çizmek zorundayım.

Her kararın bir sonucu olacak.

Bazen mutlu olacağım.

Bazen üzüleceğim.

Belki hata yapacağım.

Belki yeniden başlayacağım.

Ama bunların hepsi hayatın bir parçası.


İnsan Hayatındaki Yol Ayrımları

Bazen düşünüyorum.

İnsan gerçekten doğru yolu seçtiğini nereden bilebilir?

Hiç kimse geleceği göremiyor.

Bugün doğru sandığımız bir karar yarın yanlış çıkabiliyor.

Yanlış sandığımız bir tercih ise hayatımızın en güzel fırsatına dönüşebiliyor.

Bu yüzden artık kusursuz kararlar vermeye çalışmıyorum.

Sadece elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.

Çünkü hayat bazen doğru yolu bulmaktan çok, seçtiğimiz yolu doğru hâle getirmekten ibaret.


Doğum Günümde Beni Unutmayan İnsanlara Teşekkür Ederim

Doğum günlerinin en güzel taraflarından biri de sizi hatırlayan insanların varlığını görmek.

Telefonuma gelen mesajlar…

Aramalar…

Sosyal medya bildirimleri…

Üyesi olduğum internet sitelerinden gelen otomatik kutlamalar…

Belki küçük detaylar gibi görünüyor.

Ama insanın hatırlanması gerçekten güzel bir duygu.

Elbette içimden şu düşünce de geçmedi değil:

“Keşke kutlama mesajlarının yanında küçük bir hediye de gönderseydiniz.”

Biraz mizah, biraz da gerçek…


İş Yerinde Güzel Bir Sürpriz

O gün hiç beklemediğim güzel bir sürprizle karşılaştım.

Ofiste doğum günüm kutlandı.

İş arkadaşlarım…

Patronum…

Ve benim için artık sadece çalışma arkadaşı değil, adeta çocukluğumdan beri tanıyormuşum gibi hissettiren, kardeşim kadar değer verdiğim arkadaşım…

Hepsi bir araya gelip beni mutlu etmek istedi.

Üstelik küçük ama anlamı büyük bir çiçek de hediye ettiler.

Beklenmedik anlarda gelen samimi sürprizlerin değeri gerçekten bambaşka oluyor.


Ailem Her Zamanki Gibi Beni Dinlemedi

Aslında haftalar öncesinden söylemiştim.

“Bu sene doğum günümü kutlamayın.”

“Pasta da istemiyorum.”

“Mum da üflemek istemiyorum.”

Ama anne babalar çocuklarını dinler mi?

Elbette dinlemediler.

Akşam eve geldiğimde yine küçük bir kutlama hazırlanmıştı.

Ailem bana bir Bluetooth kulaklık hediye etmişti.

İşin en güzel tarafı ise hediyeden çok onların beni mutlu etmeye çalışmasıydı.

Belki bunu her zaman dile getiremiyorum.

Ama ailem olduğu için gerçekten şanslı olduğumu düşünüyorum.


Neden Artık Doğum Günlerini Eskisi Gibi Sevemiyorum?

Belki de yaş aldıkça doğum günlerine bakış açım değişti.

Eskiden yeni yaş demek heyecan demekti.

Şimdi ise biraz daha farklı hissediyorum.

Pastadaki mumları üflerken dilek tutmak istemiyorum.

“İyi ki doğdun.” cümlesini duyunca eskisi kadar heyecanlanmıyorum.

Hatta çekilen fotoğraflara baktığımda bunu çok net görebiliyorum.

Yüzümde gerçek bir tebessüm yok.

Sanki gülmeye çalışıyorum ama içimde başka duygular dolaşıyor.

Belki de bunun nedeni zamanın ne kadar hızlı geçtiğini artık daha iyi anlamamdır.


Artık Tek Bir Dileğim Var

Eskiden sağlık, başarı, para veya farklı hayaller dilerdim.

Bugün ise içimden geçen tek dilek çok daha sade.

Hayatımda değer verdiğim insanların bana yanlış yapmaması.

Çünkü zaman bana şunu öğretti:

En büyük kırgınlıklar yabancılardan değil, değer verdiğimiz insanlardan geliyor.

Bu yüzden artık en büyük dileğim huzur.

Samimiyet.

Ve güven.


24 Yaşında Görüşmek Üzere

23 yaşım bana birçok şey öğretti.

Belki eksik kaldığım yönler oldu.

Belki hatalar yaptım.

Belki bazı hayallerimi gerçekleştiremedim.

Ama yine de yürümeye devam ettim.

Şimdi önümde yeni bir yıl var.

Yeni insanlar…

Yeni deneyimler…

Yeni umutlar…

Umarım bir sonraki doğum günümde geriye dönüp baktığımda, “İyi ki vazgeçmemişim.” diyebilirim.

Ve belki…

Belki o zaman fotoğraflarımdaki gülümseme bu kez gerçekten içten olur.

24 yaşında yeniden görüşmek dileğiyle…


Yalçın Güler sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

20 thoughts on “23 Yaşıma Girerken: Doğum Günleriyle Değişen Düşüncelerim ve Kendimle Yaptığım Sessiz Konuşma

  1. Herşey zamanla yoluna girer, fazla kafaya takma boşver. Hayattan zevk almaya bak, gül geç hayata. Doğum günün kutlu olsun 😊😍🌹

  2. İyi ki doğduuunn iyi ki varsın kardeeeeeşşşşşşiiiiiimmmmm. Nice mutlu sağlıklı huzurlu yılların olsunnnn 🙂

    1. Yaa yine mi sen 🙂 🙂 Bu kaçıncı kutlama oldu cadı 🙂 Çok çok çok teşekkür ederim canımın diğer köşesi, çocukluğum, biricik kardeşim. İyi ki varsın, iyi ki benim arkadaşımsın ♥

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir