Hayatın Gerçekleri

Merhabalar. Hayat ne kadar garip o kadar uğraştığınız şeyler  olmuyor hiç uğraşmadığınız şeyler kucağınıza düşüyor. Yıllardır sektörde bilişim ile ilgili ne kadar makale varsa elimden geldiğince okumaya çalıştım,  geceleri uykumdan feragat ettim, yemeğe hep  “anne şimdi geliyorum” diyerek gittim veya bilgisayar karşısında yedim çoğu zaman… Ama ne oluyor sonunda biliyor musunuz? X kişisinin yaptığı program kobiler (örn : mahalle esnafı)  1k para veriyorlar.Yaptığı programa  90’lardan kalma bir tasarıma sahip  local access mdb de çalışan dandik denilebilecek bir  yazılım.

Üstelik spaghetti kodlardan geçilmeyen, OOP’ yok sayan   bu yazılımı yazan (yada yazmaya çalışan) kişi iş bulamayıp en sonunda eline 50 ₺ lik  bir programlama kitabı  alıp  yarım yamalak ezberlediği kodlarla her yanı exception dolu  bir şey ortaya çıkaran bir kişi… Ama toplumlar aptaldır, sen gençsin = anlamazsın, beceremezsin deneyiminin yoktur  diye düşünürler. Neden? Çünkü o dandik programı pardon kod yığınını yazan adam otuzlu yaşlardadır, hemen dışlar seni, o işini bilir senin yaşındaki biriyle mi kapışacak ? :) Doğru kapış(a)mayacak! Çünkü  ben aptallar ve cahillerle kapışmam!

Birde okumuş  cahillerimiz var. Efendim bunlar, (yada bu salaklar mı demeli ? ) sırf  tıpa puanları yetmedikleri için mühendisliklere gelirler. Hayatında tek satır kod yazmamış olan adam yazılımcı olmak ister. Olamaz tabi çünkü kendisi gelememişti oraya. Ösym’den gelen o salak sınav sonuç  belgesi getirmişti onu bu  okula! Ama  o artık bir mühendistir…  Öğrendiğini sınav için öğrenen, dersten  geçmeye bakan, merak etmeyen, araştırmayan bir mühendis… Türkçesi salak anlayacağınız. Haşaa ne demek biz onlara laf söylebilir miyiz? Söyleyemeyiz tabi! Neden? Cahillik güzel şey her şeyi biliyorsun ya ondan.

Bu yazıyı Haydar ŞAHİN kardeşimin izni olarak paylaşıyorum…
Emeğe saygı…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir