Ne Yapıyorum Bu Aralar – 13

Yaklaşık 15 aydır bu serinin devamını getirmediğimi fark ettim. O kadar zaman içerisinde neler oldu neler bitti bir çoğu aklımdan silindi. Halbuki sürekli bilgisayar başında oturup saatlerimi harcıyordum. Neden kısa kısa notlar alıp yazıyı tamamlamak yerine bir anda 15 aylık şeyleri harman yapıp yazıyorum inanın bende bilmiyorum. Bazen diyorum kendi kendime, ulan Yalçın bu seriyi yapmak yerine her alt başlığa özel yazı yazsan daha çok içeriğin olacaktı. Daha çok ilgi çekecekti belki. Evet evet duyuyorum bunu okurken sende aynı yorumu yaptın değil mi ! Cevabı belli bence, erindim. Aman, kim oturup yazı yazacak dedim herhalde. Neyse ki çayımı aldım (yazı bitince fark ettim ki çaydan bir yudum bile almamışım öylece soğumuş kalmış), fonda da Neşet Ertaş var. Hadi içimi dökme zamanı.

İşten Çıktım (İstifa Ettim)

Uzun zamandır çalışmış olduğum geleceğim için belki de güzel bir işten ayrıldım. Beni tanıyanlar zaten nerede çalıştığımı gayet iyi bilirlerdi. O yüzden isim verip reklam yapmak istemiyorum. Şöyle düşünün ki yıllarca hiç yıllık izin kullanmadan bir işte çalışır mısınız ? Veya yemeği kendiniz firmanın kartından söylüyorsanız canınız ayda yılda değişik bir şey çekiyor ve yediğiniz yemeğe 5 – 10 tl fazla ödüyorsunuz diye hiç azar işittiniz mi ? Hadi onu da geçtim. Bir kaza geçiriyorsunuz ayağınız alçıya alınıyor çatlak var ama doktor rapor yazmamasına rağmen iş yeriniz sizi alçılı ayakla rezil bir şekilde ağrı çeke çeke sabah 8 akşam 6 çalıştırdı mı ? 2 yılın yıllık izninden kesinti yapılmadı, rapordan kesildi. Neden çünkü zarara gireceklerdi. Rapor olunca daha az maaş yattı yoksa tam maaş yatacaktı. Bir Piknik Kazası başlığı adı altında bu yazıyı detaylıca yazmıştım. (Bazı kısımlar bulunmuyor)

Evet bu işte ben çalıştım ve daha nice nice olaylar. Haftalık mesai saatlerimin toplamı 45 saati fazlasıyla geçmesine rağmen maaşta hiç artma görmedim. 2 yılda hiç bir şekilde zam almadım. Ha bunu sorsan derler ki biz öyle anlaşmadık burası özel bir işyeri, doğru biz anlaşmadık zaten. İşe girerken hiç bir şekilde sözleşme yapılmamasına rağmen işçi bulana kadar bir hafta çalıştım. 1 hafta gibi çalışma zorluğum yoktu çünkü ortada bir sözleşme yoktu. Sigorta da paketleme işçisi olarak gözüküyordum ama tuvaletin deliğine kadar temizliği ben yapıyordum. Hem depocu, hem temizlikçi, hem müşteri hizmetleri, hem faturalama, hem kargolama. Ha bide sigorta değişikliği yüzünden içeriden alacağım 4 milyara yakın para bu zamana kadar geçiştirilerek tarafıma ödenmedi ve cebe atıldı.


İkinci Üniversiteyi Yarıda Bıraktım

2019 – 2020 eğitim öğretim yılında ikinci üniversiteyi okumaya karar vermiştim ve sınavsız ikinci üniversite olarak Anadolu Üniversitesi – Perakende Satış ve Mağaza Yönetimi bölümünü okumaya başlamıştım. Tabii o zaman çalıştığım için işimle alakalı olsun diye bu bölümü seçmiştim. Birinci sınıfın ilk dönemini bitirmiştim ve beş dersin üçünü başarıyla tamamlamıştım diğer iki dersten kalmıştım. Birinci sınıfın ikinci dönemi için harç yatırılıp ders seçilmesi gerekiyordu. Fakat ay sonu olduğu için maaştan geriye cebimde sadece işe gidip gelme az bir yol harçlığı vardı. Ailem ikinci üniversiteyi okuduğumu bilmiyordu. Anlatsam harç parasını istesem tabii ki verirlerdi fakat ben istemedim. Harç parasını yatıramadığım için bölüm öylece kaldı. Şuan öğrenimin pasif durumda.

Normalde bir bölümü okurken onu dondurup başka bir bölüme geçiş yapılmıyormuş. Kısacası AÖF’de Bölüm Değişikliği imkânı bulunmuyor. Araştırdığım kadarıyla henüz birinci sınıf öğrencisi iseniz ve bölümden memnun değilsek ve okuduğumuz bölümü değiştirmek istiyorsak başka beğendiğimiz bir bölüme geçebilirmişiz. Bunun için kaydımızı sildirmemiz ve yeni dönemde yeni baştan kayıt olmamız gerekiyormuş. Benimde kaydım halen birinci sınıf olarak gözüktüğü için AÖF bürosuna gidip böyle bir imkan olup olmadığını soracağım. Eğer araştırdığım bu bilgi doğru ise Bilgisayar Programcılığı veya Web Tasarım & Kodlama bölümüne geçiş yapacağım.


İlginizi Çekebilir : Ne Yapıyorum Bu Aralar Serisi 

İstanbul İşletme Enstitüsü Online Eğitimleri Alıyorum

4 yıl öncesine kadar İstanbul İşletme Enstitüsünden online eğitimler almaktaydım. Bu eğitimlerim hepsi ücretsiz bir şekilde veriliyordu. Bende birçok eğitime katıldım ve başarılı bir şekilde bitirdim. Tabii ki başarısız olduğum eğitimlerde oldu. WordPress eğitimi, içerik editörlüğü eğitimi, blog yazarlığı eğitimi, kişisel ve mesleki imaj eğitimi, insan kaynakları yönetimi eğitimi gibi bir çok alanda eğitim aldım. Daha sonra iş hayatına girdiğim için bir müddet ara verdim.

Malum korona dönemi evde olduğum için herhangi bir işte çalışmadığımdan ötürü eğitimlere tekrar göz atayım dedim. Artık eğitimler belirli bir kapasiteden sonra ücretli olmuş. Tabii ki tüm eğitimler ücretli olmamış, ücretsiz eğitimlerde mevcut. Şu anda da toplam 7 adet ücretsiz eğitim almaktayım. Burada ki amaç tabii ki başarılı olmak ama başarısız olsam bile en azından bilmediğim veya işime yarayacak bir bilgiye sahip oluyorum. Sınavda belirli bir puanı geçip başarılı olduktan sonra dilerseniz eğitimi resmileştirip belirli bir ücret karşılığında sertifikanızı alabilirsiniz. Tabii ki buna mecbur değilsiniz.


Yine Bir Hosting Problemi Yaşadım

Bu blogda sıkıntısız bir gün geçirmedim zannedersem. Hep bir sorun hep bir sıkıntı ile karşılaştım. Uzun yıllardır kaliteli güvenilir bir hosting firması ile çalışmaktaydım. Bir vakit sitenin full backup yedeğini almak istedim fakat c-panele hiç bir şekilde erişemedim. Webmail dahil sitede her şeye erişimim vardı ama c-panel erişemiyordum. Sonrasında şöyle saçma durum ile karşılaştım. Sunucu üzerinde oluşan bir hata sebebi ile sitem yayında kalmış. Hizmetime ait faturayı ödemediğim içinde sistemde hizmetim iptal edilmiş. Birde yetmezmiş gibi yıllık faturama gecikme faizi uygulanıp, ödeme yaptıktan sonra o şekilde kullanmaya devam edebilirmişim.

Asıl saçmalığa gelecek olursak, benim hosting paketim sponsorlu olduğu için belirli bir ücret ödemiyordum. Fatura geldiğinde otomatik olarak iptal oluyordu. Sponsorluk için benden hiç bir şekilde siteye reklam, banner, metin vb gibi bir şey koymam söylenmemişti. Bana hiç bir şekilde ne detay verildi ne de bilgi maili atıldı.

Sonrasında sitemi sunucularından sildikten sonra saçma bir şekilde açıklama yapıyorlar. Neymiş sponsorluk anlaşmalarında kontrol dönemlerinde tek bir maddeye dikkat ederlermiş. Sitemde sponsorluk logosu bulunmadığında bildirim gerekmeksizin sponsorluktan normal ücretliye döneceğine dair sponsorluk sözleşmeleri mevcutmuş. Yahu wordpress alt yapısına geçtiğimden beri yıllardır sponsor olan hosting firması bunu neden ilk başta söylemeyip zurnanın zart dediği yerde söyler ki. Madem bana sponsor oldun neden bunun bilgisini yıllar öncesinden vermedin. Gerçekten pes doğrusu. Keşke profesyonel olabilselerdi de böyle bir sorunla karşılaşmasaydık.


Korona mıyım Değil miyim?

Son bir kaç gündür kendimi hiç iyi hissetmiyordum. Tat koku alma konusunda sıkıntım var. Bir şey yiyorum ama tat kokuyu çok az alabiliyorum. Bunun yanı sıra göz ağrısı, baş ağrısı, sırt ağrısı ve göğüs kafesinde zorlanma zor nefes alma durumu yaşadım. Aksine son 3 gündür (7 – 9 Eylül) kan şekerim 190 – 230 arasında gidip geldi. Hiç düşme olmadı. Bu sıkıntıları daha öncede yaşıyordum fakat şekerden dolayı göz ve baş ağrısı oluyordu. Ama diğer belirtilerde üst üste baş gösterince korktum ve PCR Testi vermek için hastaneye gittim.

Sağ olsun hastanede hiç bir danışman hiç bir görevli bulamadım. Bir kaç güvenliğe denk geldim sordum ve bir tanesi bende bilmiyorum dedi. Diğer güvenliğe sorduğumda ise şuradan git sağ dön karşına bir duvar çıkacak oradan sola dön sonra direk git sağ dön orada dedi. Ulan çarşıda kuruyemişçi mi tarif ediyorsun o nasıl bir tarif. Neyse güvenliğin tarif ettiği şekilde gittim ve kendimi yoğun bakım ünitesinde buldum. 45 dakika boyunca hastane içinde gezmediğim yer kalmamıştı. Hastane’nin her biriminin önünden geçmişimdir.  Sonra bir güvenliğe daha denk geldim PCR testinin nerede yapıldığını sordum ve adam akıllı bir şekilde beni yönlendirdi.

Test için kayıt sırasına girdim ve sonrasında doktor hanım test kağıdı verdi. 1 dakika bile beklemeden testimi hemen yaptılar. Hemşire aynı çubuğu 3 kere ağzıma soktu yalandan da 1 burun deliğime değdirip tamam bitti dedi ve beni gönderdiler. Ben testin Pozitif çıkacağından kesinlikle emindim. Hatta delta varyantı olarak düşünmüştüm. 4 saat sonra e-nabız’a baktığımda durumum negatif çıkmıştı.

Madem PCR testim negatif şöyle ki, tat ve kokuyu çok az bir şekilde alıyorum. Bazen hiç bir şekilde tat koku alamıyorum. Göğüs kafesim sıkışıyordu ve nefes almakta sorun yaşıyordum. Bunun yanı sıra baş ağrısı ve sırt ağrısı sürekli olan bir durum. Nasıl oluyor hiç bir fikrim yok. Ya başka bir hastalığım mevcut, ya bunların hepsini şeker (diyabet) tetikliyor, ya da PCR testi yanlış. Bakalım eğer böyle devam edersem bir kere daha test vermeye gideceğim.

Hatalı cümlelerim, kelimelerim illa ki olmuştur, sürç-i lisan ettiysem affola. Eyvallah

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.